• Bizleri Sosyal Medya'da Takip Edin !

TEMSİLCİLİKLERİMİZ

TARİHİ SOKULLU ÇARŞISI

Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi

 

payas

Sokollu Mehmet Paşa’nın Balkanlar’dan Hicaz’a kadar uzanan hayır yapılarının birçoğu, Osmanlı topraklarının ana güzergahları üzerinde, yolcular, tüccarlar ve hacılara hizmet veriyordu. Sokollu’nun evrensel vizyonunu yansıtan külliyeler Macaristan’dan Mekke ve Medine’ye uzanan anayollar boyunca diziliyordu. Mimar Sinan’ın bu yollar üzerinde Sokollu için tasarladığı en önemli menzil külliyelerinden biri Payas’taki külliyedir.

Sokollu’nun hayır yapıları, Osmanlı coğrafyasında kendi hayatı ve kariyeri ile ilişkili anıların kalıcı damgasını oluşturmuştur. Zengin vakıflarla desteklenen bu anıtlar toplumsal-dinsel kurumları,kentsel ve tarımsal kalkınmayı, ticareti ve seyahati teşvik etmiştir. Trakya ve Bosna’da yaptırdığı köprüler gibi, merkezi geçit noktalarında yer alan vakıf anıtları, Sokollu’nun Osmanlı coğrafyasının dört bir yanında iletişim ve bağlantılarına verdiği önemi yansıtır. Sinan’ın Sokollu için tasarladığı yapılarda, İstanbul’un önceliği Sokollu ve karısının burada yaptırdıkları prestij anıtlarından belli olsa da Payas’ta yaptırılan Sokollu Külliyesi Anadolu’da bir kenti canlandırma konusuna verilen değerin örneğini oluşturmaktadır.

cropped-dscf10211.jpg

Anadolu ve Suriye’nin kavşak noktasında iki dağ geçidi (Adana’nın kuzeyindeki Gülek Geçidi ile İskenderun yakınındaki Belen -Bakras- Geçidi) arasında yer alan Payas’ın yakınındaki Bakras’ta (Belen) Mimar Sinan, Sultan Süleyman için küçük bir menzil külliyesi yapmıştı. Dolayısıyla bu menzil külliyesinden sonra aynı yol üzerinde yer alan Sokollu’nun Payas ve Haleb’teki büyük kervansarayların yapılması tesadüf değildir. Mimar Sinan’a ait olan bazı yazılı eserlerde yer alıp bazısında yer almaması, Payas Külliyesi tasarımının şüphesiz Sinan tarafından yapıldığının fakat inşaat süreci ile ilgili görece sıkı bağlantı içinde olmadığına işaret eder. Aksiyel yerleşimi ve dua kubbesiyle, mimarbaşının Sokollu için tasarladığı Lüleburgaz ve Havsa külliyelerinin yenilikçi planlarının bir varyantı olan Payas’taki külliyenin yapımı, büyük ihtimalle veziriazamın Haleb’teki inşaatlarında istihdam edilen yerel ustalar tarafından gerçekleştirilmişti.

Payas Külliyesi, Sokollu’nun askeri ve ticari işlevleri birleştiren bir limanla birlikte,hacılarla tüccarlar için güvenli bir menzil yaratmaya yönelik bir çabanın sonucuydu. Külliye, 1567’de Kıbrıs seferi öncesinde, masrafları devlet hazinesinden karşılanarak yapılan ve Haçlı kalesinin karşısında yer alan bir konumda yapılması için tasarlamıştı. Gemi inşası için yeni bir tersane ile ihya edilen Payas Limanı, Kıbrıs seferi sırasında önemli bir rol oynayacaktı. Kıbrıs’ın 1570-71’de fethinden sonra Payas’ın askeri işlevlerine, Sokollu’nun yaptırdığı ticari yapıların vakfedildiği bir şehir olan Haleb’in ticari limana dönüşmesi de eklenecekti. Sokollu’ya ait bir mülk olan
iskelenin gümrük gelirlerinin vakfedildiği külliyenin etrafından gelişen Payas kenti, 1590’larda yaratılan komşu İskenderun limanının gölgesinde kalmasından sonra bile, canlı bir ticaret limanı olarak varlığını sürdürmüştür.

“Payas Şenlendirme Projesi”, Osmanlı şehircilik pratiğinde “şenlendirme” olarak adlandırılan ilkelerin günümüz kentsel yenileme ve canlandırma ilkeleriyle birleştirilerek; Payas’ta sürdürülebilir, mekânsal gelişimi sağlamayı, kentin sosyal ve ekonomik haraketliliğini arttırmayı amaçlayan bir vizyon projesidir. Sokullu Mehmet Paşa’nın bir şehircilik hareketinin tohumunu attığı külliye inşaatından 500 yıl sonra Payas küliyesi “şenlenen” bir kentin tekrardan kalbi haline geliyor...

Düz bir araziye yayılan çapraz eksenli yerleşim sistemiyle Payas’taki menzil külliyesi, Lüleburgaz’daki ve Havsa’daki benzerlerini anımsatır. Tarihi Hac yolu, kuzey-güney yönündeki kıble ekseni boyunca külliyenin arastasından geçerek, dört pandantif üzerinde yükselen dua kubbesinin altında doğu-batı ekseniyle kesişir. Külliye, omurga görevi gören, çapraz tonozlu arastanın doğu ve batı taraflarına bitişiktir. İki ucundaki kuzey güney kapılarının yanında duvar çeşmeleri olan arastanın doğusunda uzanan, yolculara yönelik hizmet bloku imaret, kervansaray ve tabhaneleri kapsar. Kale ile imaret blokunun giriş kapıları arasından geçen doğu-batı ekseninin ikiye böldüğü külliyenin batı tarafında yer alan yapılar şunlardır: Bir şadırvan avlusu etrafında cami ve U biçimli zaviye; sıbyan mektebi ile yanındaki ticari hamam.

plan_külliye

Sokollu vakfiyesinde, külliyeyi inşa etme gerekçesini; Payas Kalesi’nin büyük bir anayol üzerinde olduğu halde, gelişmemiş ve nadiren uğranan bir menzil olması nedeniyle misafirler ve hacıların bu bölgeye geldiklerinde kalede yeterli güvenlikte olamamaları, kale dizdarının hileleri, zor iklim şartlarından dolayı korunamadıkları için zor durumda kaldıkları ve hatta çeşitli hastalıklara uğradıkları konusuna dayandırır. Bu nedenle kendisinin bu dehşet yuvasında genişliği ve sağlamlığı dünya misafirhanesinin ikizi olan bir kervansaray bir yüce kervansaray ve eşsiz yapılı bir zaviye ve bir mescit inşa ettiğini anlatır. Vakfiye ayrıca külliyenin müştemilatı arasında bir “mekteb” ile “imaret”in olduğu da yazar. Vakfiye ayrıca külliyede “tabhane” kısmı ise bir mutfak ve fırının varlığında da bahseder. İmtiyazlı konukların ağırlandığı tabhanelerin hepsinde ikişer siniyle iki tabak yemek ve iki somun ekmek sunulacaktı. Aynı zamanda ahır işlevi de gören kervansarayda hayvanlarla birlikte kalan daha az seçkin konuklara da aynı miktarda yiyeceğin her bir ocağın önünde verildiği yazar. Vakfiye Sokollu’nun külliyeye civardaki dağdan su getiren bir suyolu yaptırdığını da belirtir. Külliyenin gelir getiren vakıfları arasında kırk sekiz dükkan, bir hamam ve fırın vardı. Sokollu ayrıca deniz kenarında kendi mülkü olarak yaptırdığı iskelenin gelirlerini, Payas’taki birçok konut ve yakınlardaki arazilerle birlikte vakfetmiştir.

20140708_110059

Osmanlı yazarları, Payas kentinin yaratılmasını genellikle tamamen Sokollu’ya atfederler. Örneğin Hasanbeyzade’nin eserinde: “Haleb ve Şam yolu üzerindeki deniz kenarında bina ettiği sağlam temelli Payas kalesi ve içindeki şerefli cami,hanlar, hamam, dükkanlar ve diğer hayrat tasvir ile anlatının ötesindedir” yazar. 1648’de Mekke’ye hacca giderken Payas külliyesinde iki gün kalan Evliye Çelebi ise; Sokollu’nun birçok imaretinde yediği yemekleri şükranla anar. Fakat onun tüm eserleri arasında en gerekli olanı, hacılar için geçit yeri olan Payas’ta imar ettiği derbent şehridir” şeklinde anlatır. Evliya Çelebi, 850 kerpiç haneli mamur şehirde yaşayan vergiden muaf halkın pürsilah şehbazlarının, yolcular, hacılar ve tüccarları korsan kafirlerin ve dağ haramilerinin belasından koruyup, kara ile denizden güvenli seyahat etmelerini sağladığını söyler.

Payas külliyesi, yapıldığı dönemden itibaren tüm kentin merkezini oluşturuyordu. Dönemin stratejisine, ordu sistemine, siyasetine, coğrafyasına ve hatta dönemin dünyasına hakim olma adına, hac güzergahında binlerce insanı ağırlama ve ordulara karşılama yeri olarak yapılmış olan külliye sonraki dönemlerde kısmen önemini yitirse de günümüzde hala kentin en önemli noktasını oluşturuyor.

20140708_111503