• Bizleri Sosyal Medya'da Takip Edin !

TEMSİLCİLİKLERİMİZ

TARİHİ GÖYNÜK ARASTA ÇARŞISI

Göynük, Bolu ilinin güneybatı kısmında yer alan yedi mahalle ve altmış altı köy barındıran ‘şeker fasulyesi’, ‘uğut marmelatı’, ‘tokalı örtüleri’ ve ‘tahta oymacılık eserleri’ ile ünlü bir ilçesidir.[5] 20. yüzyıl başlarına ait eski Türk evleri bakımından zengin olan ilçe sahip olduğu 137 adet tarihî konut, 21 cami, türbe, çeşme, hamam, kule ve hazire olmak üzere toplam 158 adet sivil mimari eser sebebiyle "Kentsel SİT Alanı" ilan edilmiştir. İlçede ayrıca 14. yüzyılda Gazi Süleyman Paşa tarafından inşa ettirilen tarihi cami, hamam ve konak da bulunmaktadır.

Tarihçe

Bolu yöresine ilk yerleşenlerin Bebrikler olduğu sanılmaktadır. Bebrikya adıyla anıldığı sanılan bu yöreye M.Ö. 8.yüzyıldan sonra batıdan gelen Bithynialılar yerleşmiştir. Bithynia olarak adlandırılan bu topraklardaki başlıca yerleşim yerleri Kienos (daha sonra Prusias, bugün Konuralp) ile Bithynion (bugünkü Bolu)’du. İskender’in ölümünü izleyen dönemde Bolu yöresinde bağımsız Bithynia Krallığı kurulmuştur.[6] [7] Roma Askeri yolunun “Dadastan” adı ile bilinen şimdiki Göynük'ten geçtiği tarih kitaplarında ifade edilmektedir. Göynük’ün bilinen en eski adı “Koinon Gallicanon”’dur. İlçe Türk beyliklerinin, Bizans, Roma ve Osmanlı medeniyetlerinin yerleşim bölgesindedir. İlçenin Susuz, Kilciler, Narzanlar, Boyacılar köylerinde ve bu köylerin civarlarında Bizans devrine ait yazılı eserler bulunmuştur. Ayrıca Kilciler Köyü’nde bir de kilise kalıntısı bulunmaktadır. Beldede günümüze kadar ayakta kalabilmiş tarihî eserler ve yapılar mevcuttur.[2]

Akşemseddin Hazretleri Türbesi

1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından hocası Akşemseddin için yaptırdığı türbedir. Altıgen bir yapıya sahip olan türbenin kubbesi kasnaksız, kefeki taşından yapılmıştır. Girişi doğu yönünde olan kapısının üzerinde sivri kemerli bir alınlık yer alır.[8]

Türbenin içi çok sadedir. Kubbenin oturduğu pandantifler ilgi çekicidir. Her kenarda, altta ve üstte ikişer sıra halinde yer alan pencerelerden üst sıradakiler geç devre ait renkli camlı alçı şebekelerle süslenmiştir. Türbede 2,50 x 0,50 metre boyutunda Akşemseddin'in sandukası, ayrıca Akşemseddin'in oğulları Sadullah ile Emrullah çelebilerin sandukaları vardır. Kapakları nar çiçeği motifiyle bezenmiş, kabartma yazı ile süslü ve ceviz ağacından yapılmış olan bu sandukalar Osmanlı ağaç işçiliğinin en güzel örneklerindendir.[9]

Gazi Süleyman Paşa Cami

Yöredeki en güzide Osmanlı mimarilerinden olan cami, 1331-1335 tarihleri arasında Orhan Gazi’nin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından tek şerefeli, tek minareli ve tek ahşap kubbeli olarak inşa edilmiştir. 1948-1960 yıllarında restore edilen caminin en büyük özelliği yöredeki ilk Osmanlı eserleri içinde en sağlamlarından biri olmasıdır.[10]

Zafer Kulesi

Göynük’ün simgelerinden biri olan Zafer Kulesi ilçeye hakim bir tepeye 1923 tarihinde Cumhuriyet döneminin ilk Kaymakamı Hurşit Bey tarafından yapılmıştır. Altıgen taş temel üzerine, 3 katlı ahşap yalı baskı mimarisiyle yapılan Zafer Kulesi, Kurtuluş Savaşı’nın başarılarını ebedileştirmek için anıtsal eser olarak yapılmıştır.[10][11]

Gazi Süleyman Paşa Hamamı

Gazi Süleyman Paşa tarafından Gazi Süleyman Paşa Cami ile aynı tarihte yapılmıştır. Hamam, 1331-1335 yılları arasında tamamen traverten kesme taş ile yapılmış olup bay ve bayan bölümleri ayrıdır. Eser bölgenin en eski ve en büyük hamam olma özelliğini korumaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Ankara ve İstanbul’da dahi böyle muhteşem bir hamam bulunmadığı konusu övgü ile bahsedilmektedir.

Tabak Dede ve Ömer Sıkkın Türbeleri

Asıl mesleği deri tabakçısı olarak bilinen Tabak Dede'nin hayatı ile ilgili bilgiler çeşitli menkıbelere dayanmaktadır. Tabak Dede, çeşitli rivayetlere göre ermiş ve ermişlikte yüksek bir mertebeye ulaşmıştır.

Ömer Sıkkın Akşemsettin ile aynı dönemde yaşamış olan Hacı Bayram Veli’nin müritlerindendir. O dönemlerde Göynük’te oturup, bıçakçılık yaparak geçimini sağlayan Ömer Sıkkıni'nin, miladi 1475 yılında vefat ettiği rivayet edilmektedir. Ömer Sıkkıni halk arasında “Bıçakçı Dede” diye de bilinmektedir.

Diğer tarihî kalıntılar

Göynük'ün Bizanslılar döneminde de bir yerleşim yeri olduğunun kanıtı olan Kilciler Köyü’nde bu döneme ait bir kilise kalıntısı ile o devirlere ait mezar kitabeleri vardır. Friglere ait en eski yazılı belge 1966 yılında Göynük'ün Soğukçam (Germonos) Köyü’nde bulunmuştur. Burada Friglere ait kalıntılar vardır. Bunların en önemlilerinden biri ise yüksek bir kaya üzerine yazılı kitabedir. Ayrıca tarihî ahşap Göynük evlerinden ve Osmanlı konaklarından günümüze taşınan örnekleri de mevcuttur.[10]