• Bizleri Sosyal Medya'da Takip Edin !

TEMSİLCİLİKLERİMİZ

TARİHİ UZUN ÇARŞI,CAĞALOĞLU BEDESTENİ,RÜSTEMPAŞA KERVANSARAYI

Ereğli adını; Bizans İmparatoru Herakliyüs adı ise Yunan mitolojisinde yarı tanrılaşmış bir kahraman olan Herakles'ten gelmektedir.

 “ Herakliyüs ” kelimesi zaman içinde Türkçenin ses yapısına uygun olarak; Herakle, İrakle, Eregle, Eregli, Eregliyye, EREĞLİ şeklini almıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ise I. Alaeddin Keykubad'ın Ereğli'den bir sefer dönüşü geçerken Peygamber Pınarı denilen (şu anda Akhüyük köyünde bulunan) çamurun, yaralı askerlerinin yaralarına şifa olduğundan dolayı buraya ERKİLİ (Ereğli) dediği için adını buradan aldığı yazılır.

Tarih boyunca Hitit, Asur, Kimmer, Frig, Lidya, Pers, İskender İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu ve Bizans idaresinde kalan Ereğli, 9 asırda Bizans ile Abbasiler arasındaki mücadeleye sahne oldu.

Anadolu Selçukluları zamanında Türklerin idaresine giren Ereğli, Anadolu Beylikleri zamanında Nure Sufi Bey'in kurduğu Karamanoğlu Beyliğinin 1250-1256 arası ilk başkenti olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet Han devrinde Osmanlı topraklarına katıldı. 20 asırda Bağdat Demiryolunun ilçeden geçmesi ile Ereğli’nin önemi daha da arttı.

Osmanlı Devletinin son döneminde Konya Vilayetine bağlı bir kaza merkezi olan Ereğli, cumhuriyet döneminde de Konya'nın ilçesi olma durumunu devam ettirdi.

Deniz seviyesinden 1054 m yüksekte bulunan Ereğli’nin genel nüfusu 31.12.2014 tarihi itibari ile Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine (ADNKS) göre 139.131’dir. Bunun 69.145’i erkek, 69.986’ sı kadındır. 2826.65 km² yüzölçümüne sahip ilçenin 87 mahallesi bulunmaktadır. İlçe halkının yarıdan fazlası geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır.

İlçenin en önemli akarsuyu İvriz Çayı üzerinde kurulu İvriz Barajı, Ereğli'de hem tarım alanlarını sulamakta ve içme suyu ihtiyacını da karşılamaktadır.

İlçede baklagiller, sanayi bitkileri, meyve, sebze ve yem bitkileri yetiştirilmektedir. Ereğli’de yetiştirilen kirazlar bir bölümü ihraç edilmektedir.

Ereğli'de Selçuk Üniversitesine bağlı Ereğli Meslek Yüksekokulu, 1987 yılından beri eğitim faaliyetini sürdürmektedir.

Ulu cami, Ağalar Mescidi, Rüstem Paşa Kervansarayı, Roma Hamamı kalıntıları, çeşitli dönemlerde yapılmış türbeler ve köprüler ilçenin önemli tarihi eserleri arasındadır.

Ereğli yakınlarında bulunan İvriz Kaya Anıtı Hititlerden günümüze gelen önemli bir kültür mirasıdır.

Ereğli sanayisi ve tarımıyla birlikte hızlı yükseliş içinde. Ayrıca yüz ölçümü ve nüfus acısından bazı illerden daha büyüktür.

Ereğli’ mizde yetişen siyah havuç, gıda ve kozmetik sanayinde doğal gıda boyası olarak kullanılmak üzere Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Ereğli'de iki havuç işleme fabrikasının bulunduğunu, İlçemizde yılda yaklaşık 120 bin ton havuç üretilmektedir ve bunun yaklaşık 50 bin tonu başta Fransa olmak üzere Almanya, İtalya, Danimarka ile Uzakdoğu'da Japonya ve Kore'ye ihraç edilmektedir.

 

CAĞALOĞLU BEDESTENİ

Konya Ereğli ilçesi çarşı içerisinde, çevresi dükkânlarla kapatılmış olan Cağaloğlu Bedesteni’ni Kanuni Sultan Süleyman döneminde Rüstem Paşa yaptırmıştır. Kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber mimari yapısından ve Rüstem Paşa tarafından yaptırılmış oluşu XVI. yüzyıla tarihlendirilmesinde etken olmuştur. Kesme taş ve moloz taştan yapılmış olan bedesten 11.00x26.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı oldukça sade bir yapıdır. Üç kapısı ile içerisine girilen bedestenin avlu çevresinde sıralanmış bölümleri bulunmaktadır. Bölümlerin üzeri beşik tonoz, bütünü de çatı ile örtülmüştür. Bedesten XX. yüzyılın başında kendi haline bırakılmış ve uzun süre belediye tarafından depo olarak kullanılmıştır. 1990 yıllarında Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce onarılmıştır.

Kaynak: http://www.estanbul.com/konya-cagaloglu-bedesteni-448560.html#.WMECCvJlLB4

 

RÜSTEMPAŞA KERVANSARAYI

Kanunu Sultan Süleyman döneminde Sadrazam Rüstem Paşa tarafından 1552 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın eseri olan bu kervansaray 1990’lı yıllarda yapılan onarım ile orijinal durumunu koruyarak günümüze gelebilmiştir. Kervansaray Mimar Sinan’ın yapmış olduğu diğer kervansaraylarla karşılaştırıldığında, bu yapının değişik bir plan düzeninde olduğu görülmektedir. Dikdörtgen planlı kervansarayın revaklı bir avlusu, arkasında tonozlu odaları bulunmaktadır. Ana girişin önündeki alçak bölüm, ortada giriş eyvanı, sağında ve solunda daha küçük ölçüde bir eyvan bulunmakta olup, onu üçer oda izlemektedir. Kervansarayın büyük ahır bölümünün önünde bir sıra halinde konuk odası bulunmaktadır. Bu oda yapının geniş avlusuna açıklanmaktadır. Ahır bölümü yapının ortasındaki dört fil ayağının taşıdığı geniş mekândır. Burası mazgal pencerelerle aydınlatılmıştır. Bu plan şekli ile Rüstem Paşa Kervansarayı menzil hanları ile yakın benzerlikler göstermektedir. Tonozlu bölümler on iki adet olup, içlerinde ocakları bulunmaktadır. Yapının ana duvarları kesme taştan yapılmış, kemerlerde yer yer tuğlalar kullanılmıştır. Kervansarayın iki giriş kapısı bulunmakta olup, bunlara Bağdat Kapısı ve Konya Kapısı isimleri verilmiştir. Kervansarayın tümünün üzeri iki bölüm halinde yekpare bir beşik tonozla örtülüdür.