• Bizleri Sosyal Medya'da Takip Edin !

TEMSİLCİLİKLERİMİZ

TARİHİ BABAESKİ ÇARŞISI

Babaeski, Kırklareli'nin ilçesidir.

Babaeski Marmara Bölgesi'nin Trakya kesiminde, Kırklareli'ye bağlı bir ilçedir. Kuzeyinde Merkez ilçe, doğusunda Lüleburgaz, güneybatısında Pehlivanköy, güneyinde Tekirdağ, batısında da Edirne bulunmaktadır. Küçük bir şehir yerleşmesidir. Tarım ve sanayi başlıca geçim kaynağıdır. İlçe toprakları Ergene Ovası'nda olup, yüksek alanlar ve dağlar yok denilecek kadar azdır. İlçenin kuzeyini yükseklikleri 150 m'yi geçmeyen Yıldız Dağlarının uzantıları engebelendirmektedir. Bunlar Babaeski'nin başlıca yükseltileridir. Ergene Ovası, Ergene Nehri'nin suladığı oldukça geniş bir düzlüktür. Ayrıca yükseklikleri 50–150 m arasında değişen irili ufaklı ovalar bulunmaktadır. Bütün bu ovalar ilçenin tarım alanlarını oluşturmaktadır. İlçe topraklarını Ergene Nehri'nin bir bölümü sulamaktadır. Bunun dışında Kavak Deresi (Cürtlen Dere) ile Şeytan deresi de bulunmaktadır.

 

Tarih

MÖ 5. yüzyıl ortalarında burada kurulan Trakların Odrys kolunun kurduğu devletini Makedonya Kralı II. Phillip yıkmış, bunu Bithynia Krallığının egemenliği izlenmiştir. MÖ 46'da Roma İmparatoru Cladius Trakya ile birlikte Kırklareli yöresine de hakim olmuşlardır.

Milattan sonra

Bizans İmparatoru I. Anastasios'un (491-518) yaptırdığı Marmara'dan Karadeniz'e kadar uzanan büyük liman suru Babaeski'nin yakınında geçmekte idi. I. Justinianos (527-533) bu surları onarmış, ancak bunlar sürekli saldırılara uğradığından günümüze ulaşamamıştır. Bu iki Bizans imparatorunun üzerinde özenle durduğu surların yapımındaki amaç, Balkanlardan gelecek akınlara karşı İstanbul'u korumaktı.

Bizanslılar zamanında adı Boulgarophygon (Βουλγαρόφυγον) olan Babaeski'de bu dönemde karışıklıklar ve ayaklanmalar olmuş; 1047 yılında Leon Tornikios'un liderliğindeki isyancıların eline geçmişse de İmparator IX. Konstantin Monomakos tarafından geri alınmıştır.

Amucalar

Ertuğrul Gazi'nin üç oğlu vardı. En büyük oğlu Savcı Bey genç yaşta şehit olduğu için beylik, diğer oğulları Gündüz Alp ve Osman Bey tarafından sürdürülmüştür. Ertuğrul Gazi yaşlanınca Kayı Boyunun başına Gündüz Alp'i geçirdi. Bir süre sonra da vefat etti. Ertuğrul Gazi ölmeden önce rüyasında, küçük oğlu Osman'a çok büyük bir devlet nasip olacağını görmüş, bu yüzden beyliğin başına onun geçmesini vasiyet etmişti. Osman Gazi büyüdüğü zaman Gündüz Alp, babasının vasiyetine uyarak beyliği kardeşine devretti. Böylelikle Kayı Boyunun liderliği Osman Gazi'nin soyuna geçmiş oldu. Gündüz Alp'in soyundan gelenlere halk arasında "Amucalar" denmeye başladı. Amucalar, komutan ve idareci olarak devlet hizmetine uzun yıllar devam ettiler. Örneğin Gündüz Alp'in oğullarından Aydoğdu Bey, Bizans'la yapılan Koyunhisar Savaşı'nda Osmanlı birliklerine komuta ederken şehit düşmüştür.

Osmanlı Devleti Kuruluş Döneminde, Türkmenlere büyük önem vermiş, önemli mevkilere onları atamışlardır. Yükselme Döneminde ise bu uygulama kalkmış ve devşirmeler değer kazanmıştır. Osmanlılar, Türkmenlerin iktidarı ele geçirip kendilerini ortadan kaldırmasından çekindikleri için onları yönetimden uzaklaştırmışlardır. Amucalar da bu yeni politikadan zarar gördüler. Amucalar, zaman içinde çoğalıp kabile haline gelmişler ve güçlenmişlerdi. Ertuğrul Gazi soyundan geldikleri için Devlet üzerinde hak iddia edebilirlerdi. bu yüzden Balkanlara sürülüp yerleştirildiler. Kabilenin bir kısmının da önce Sivas’a daha sonra Kars dolaylarına yerleştiği sanılıyor.

Kabilenin Trakya’ya geliş tarihi kesin olarak bulunamamıştır. Amuca köylerinden Malkoçlar’ın 1491 yılı kaydı olması, bu konuda dikkat çekmektedir. Amucalar Trakya'da ilk olarak Yıldız Dağları'nın eteklerinde Keşirlik bölgesinde on tane köy kurdular. Bu köyler; Ahmetler, Karaabalar, Ahlatlı, Topçular, Malkoçlar, Kocatarla, Börklüce, Dikence, Gaybılar ve Gündüzler'dir. (93 Harbi'nden sonra Keşirlik Bölgesinin bir kısmı Bulgaristan'da kalmıştır. Türkiye'de kalan kısmının adı daha sonra Kofçaz olarak değiştirilmiştir.)

İlk kurulan on köyden sonra Amucalar, nüfusları çoğaldıkça Burgaz ve Stara Zagora bölgeleri başta olmak üzere Bulgaristan'ın doğu kesiminde yayıldılar ve 93 Harbi’ne kadar (22.6.1877–31.1.1878) 33 köy kurdular ve bunlara yakın şehirlere yerleştiler. Osmanlı-Rus savaşı sonrasında, sınırlar belli olmaya başladığında Amucaların bir kısmı Bulgaristan’da kalmıştır. Sınır sadece Bulgaristan ile Osmanlı devletini değil, Amucaları da ayıran sınır olmuştur. Böylece, akrabalıklar kaybolmuş, aileler parçalanmıştır. Ekonomik sıkıntılar baş göstermiş, mal ve can kayıpları olmuş, pek çok değerler yok olmuştur.

Bulgaristan'da kalan Amucalar'ın büyük bir kısmı ise Bulgar egemenliği altında yaşamaya razı olmayıp 1878'den itibaren yeni çizilen Osmanlı sınırlarının içine göç etmeye başladılar. Gelenlerin çoğu Kırklareli'de yeni köyler kurdular. Tekirdağ, Balıkesir ve Eskişehir'de de az sayıda köyler kurdular. Bir kısmı da İstanbul'a yerleşti.

 

Osmanlı

Babaeski yöresi, Sultan I. Murat döneminde Balaban Bey tarafından 1359'da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bizans döneminde Bulgaraphygon ismi Fatih Sultan Mehmet'in burayı ziyaretinden sonra, yöreyi yeniden düzenleyen Ahi Baba’dan ötürü Babaeski olarak değiştirilmiştir.

Babaeski adını alması ise, Fatih Sultan Mehmet’e dayandırılmaktadır. Bir söylentiye göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethi için Edirne’den yola çıkıp buraya geldiğinde, Eski Cami önünde gördüğü yaşlı bir tamirciye beldenin ne zaman kurulduğunu sormuş ve aldığı yanıt, “Eskidir, eski,” olmuştur. Padişah, yaşlı adamın kendi yaşını sorduğunda da yine, “Baba, eski,” yanıtını alır. Bunun üzerine beldenin adı "Babaeski" olarak anılmaya başlanmıştır. Cumhuriyet döneminde de bu isim kullanılmaya devam etmiştir.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Babaeski'deki mimari eserlerle ilgili şöyle nakletmişdir: {{quote|Şehrin doğu girişinde ve su kenarindaki Ali Paşa Camii, medrese, imaret, han ve dükkanların hepsi Semiz Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bunlardan başka, yedi mescid, yedi çocuk mektebi, yedi han, yüz kadar dükkan, bir aşevi, bir hamam, üç adet tekke ve çarşı içinde hayat suyu akan bir çesmesi vardır. Ayrıca Saltuk Baba ziyaret yeri ve Şeyh Mahmud Şühüdi Türbesi buradadır.[4]

Ayrıca Babaeski'nin Pehlivanköyü yolu üzerinde Mutlu Köyü'nde Bolca Nine'nin kabri bulunur. Rivayet olunurki 15. yy.'da Fatih Sultan Mehmet Edirne'ye giderken askerleriyle birlikte Mutlu Köy'de konaklamış. Bu konaklama esnasında bir yemek kazanından o kadar çok kişiyi doyurabilen hatun kişi askerleri hayrete düşürmüş. Askerler yemeğin yetmeyeceğini söylemesi üzerine, nine, "Yeyin evlatlarım bolca bolca yeyin," demiş ve yemek hepsine yetmiş ve artmış. Bu hikmetli olay padişaha anlatılınca Fatih Sultan Mehmet yaşlı ninenin elini öper, "Senin adın Bolca Nine olsun," der. O zamandan beri bu kişinin adı Bolca Nine olarak kalmıştır.[5] Diğer bir rivayete göre, bu yaşlı nine padişaha, "Atalarınızın kazıkları mola yerinde kalsın," der. Bu isteği kabul edilir, sabah olup kalkıldığında kazıkların yeşerdiği fark edilir ve Bolca Nine'nin ermiş olduğuna hükmedililmişdir.